Yatırımcı-Devlet Tahkimi
26 Nis 2026

Venezuela’dan İran’a Tahkim Jeopolitiği

Dr. Ural Aküzüm

Dr. Ural Aküzüm

Yazar

Uluslararası tahkim, son yıl­larda yalnızca ticari uyuş­mazlıkların çözüm yöntemi ol­maktan çıktı; jeopolitik rekabe­tin hukuki sahnesine dönüştü.

ICSID verilerine göre 2025 ma­li yılında kaydedilen 109 dosya ile yatırım tahkimi tarihinin en yüksek başvuru sayısına ula­şıldı. Bu artış, küresel sermaye hareketleri ile devlet müdaha­leleri arasındaki gerilimin bü­yüdüğünü açık biçimde gösteri­yor. Özellikle enerji, maden ve altyapı sektörlerinde yoğunla­şan uyuşmazlıklar, tahkimi artık ekonomik olduğu kadar stratejik bir araç haline getirmiştir.

Venezuela: Kamulaştırmadan tahkime

Venezuela, tahkim hukukun­da adeta bir laboratuvar işlevi görüyor. Hugo Chávez dönemin­deki kamulaştırma politikaları sonrasında ülke aleyhine elliden fazla yatırım tahkimi başvurusu yapıldı ve bunların önemli bölü­mü hâlâ sonuç üretmeye devam ediyor.

ConocoPhillips kararında ol­duğu gibi milyarlarca dolarlık tazminat hükümleri, tahkim sis­teminin yatırımcı korumasın­daki ağırlığını ortaya koydu. Bu­na karşın Venezuela’nın 2012’de ICSID Sözleşmesi’nden çekil­mesi ve kararların tahsilinde ya­şanan güçlükler, sistemin uygu­lanabilirliği tartışmasını büyüt­tü.

Son dönemde ise Caracas yö­netiminin enerji ve madenci­lik sektörlerini yabancı yatırı­ma açan reformlarıyla birlikte uyuşmazlıkların yeniden tah­kim yoluyla çözülmesi planlanı­yor. Bu durum, tahkimin devlet politikalarıyla ne ölçüde iç içe geçtiğinin güncel bir örneğidir.

Maduro sonrası hukuki arayış

Maduro yönetimi altında tah­kim kararlarının tahsilindeki zorluklar, yatırımcılar için cid­di belirsizlik yaratmıştı. Ancak son gelişmeler, siyasi değişimin tahsil kabiliyeti ve yeni başvuru­lar açısından oyunun kuralları­nı değiştirebileceğini gösteriyor.

Bu süreçte tahkim yalnızca bir uyuşmazlık çözüm yöntemi de­ğil; aynı zamanda ekonomik ye­niden yapılanmanın aracı olarak öne çıkıyor. Devletlerin borç ye­niden yapılandırmaları, yaptı­rımlar ve enerji arz güvenliği po­litikaları artık doğrudan tahkim stratejilerini etkiliyor.

İran savaşı; Tahkim boyutu

İran merkezli jeopolitik ge­rilimler ise tahkim hukukunun yeni sınırını oluşturuyor. Ener­ji projeleri, yaptırımlar ve söz­leşme ihlalleri nedeniyle İran’a ilişkin uyuşmazlıkların sayısı artıyor. Savaş ve yaptırım orta­mında ortaya çıkan sözleşme fe­sihleri, “force majeure” ve “har­dship” kavramlarının yeniden yorumlanmasına yol açıyor.

Özellikle bölgesel çatışma ris­kinin büyümesiyle enerji arz zincirlerinde yaşanan kırılma­lar, yatırımcıların zarar hesap­lamasında yeni metodolojileri gündeme getirdi. Bu nedenle je­opolitik krizlerin tahkimde yal­nızca tarafları değil, hesaplama tekniklerini de dönüştürdüğünü söylemek mümkündür.

Meşruiyet tartışması derinleşiyor

Bugün tahkim hukukunun en kritik meselesi, devlet egemen­liği ile yatırım koruması arasın­daki dengeyi kurabilmektir. Ge­lişmekte olan ülkeler açısından tahkim hâlâ sermaye çekmenin güçlü bir güvencesidir ancak egemenlik tartışmaları giderek sertleşmektedir.

Bu nedenle reform tartışma­ları; şeffaflık, temyiz mekaniz­ması ve çok taraflı yatırım mah­kemesi önerileri etrafında yo­ğunlaşıyor. Tahkim sistemi muhtemelen ortadan kalkmaya­cak fakat jeopolitik baskılar al­tında daha fazla dönüşecektir.

Fay hatlarında gezen hukuk

Bugün tahkim, küresel ekono­minin en hassas fay hatlarında işliyor. Venezuela örneği devlet müdahalesinin hukuki sonuçla­rını, İran dosyası ise savaşın hu­kuk üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönem­de tahkim, yalnızca sözleşmeleri değil; küresel güç dengelerini de yansıtan bir alan olmaya devam edecektir.