Procedural Matters
Sep 30, 2025

Türk İcadı Bir Kurum: 180 Günde MED-ARB

Dr. Ural Aküzüm

Dr. Ural Aküzüm

Contributor

5 MINUTEView Profile

Arabuluculuk - tahkim, ya da bilinen adıyla Med-Arb, Türkiye’nin dünyaya sunduğu özgün bir hukuk modeli. Bu sistemde süreç tek bir başvuru ile başlar ve ortalama 180 gün içinde bağlayıcı bir hakem kararıyla tamamlanır. Bu salt bir prosedür değil; bir hukuk vizyonu, ekonomik reform ve güven inşası aracıdır çünkü çağımızda kalkınmanın en güçlü temeli, ‘hızlı ve bağlayıcı adalet’tir.

 2024’ün ilk altı ayında, Tür­kiye’de 271 bini aşkın kişi, adliyeye uğramadan, arabu­luculuk yoluyla uyuşmazlığını çö­züme kavuşturmuştur. Bu rakam sadece adalet sisteminin üzerin­deki yükü hafifletmekle kalma­mış; aynı zamanda uzlaşmacı, hız­lı ve ekonomik çözüm yollarının toplumsal kabul gördüğünün de kanıtı olmuştur. Ancak her an­laşmazlık dostane biçimde çözü­lemeyebilir. Dolayısıyla, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde süreç genellikle yeniden mahkeme kapılarına yönelir.

İşte bu noktada Türkiye’nin dünyaya sunduğu özgün bir hu­kuk modeli devreye girmekte: Arabuluculuk - tahkim, ya da bi­linen adıyla Med-Arb. Bu salt bir prosedür değil; bir hukuk vizyo­nu, ekonomik reform ve güven inşası aracıdır çünkü çağımız­da kalkınmanın en güçlü temeli, “hızlı ve bağlayıcı adalet”tir.

Türk hukukçularının küresel katkısı

Med-Arb, tarafların öncelikle arabuluculuk yoluyla çözüm ara­dığı, bu mümkün olmazsa tahki­me geçilerek bağlayıcı karara ula­şıldığı entegre bir modeldir. Bu sistemde süreç tek bir başvuru ile başlar ve ortalama 180 gün için­de bağlayıcı bir hakem kararıyla tamamlanır. Uyuşmazlıklar ye­ni bir heyete, yeni bir başvuruya, yeniden dilekçelere gerek kalma­dan çözüme kavuşturulur.

Arabuluculuğun esnekliğini tahkimin kesinliğiyle birleştiren bu yaklaşım, sadece yargılama sürelerini kısaltmakla kalmaz, aynı zamanda taraflara hem dos­tane bir çözüm fırsatı hem de ni­hai bağlayıcılık güvencesi sunar.

Dünyada birçok ülke tahkim ve arabuluculuk kurumlarını ay­rı ayrı işletirken, Türkiye bu iki yöntemi birleştirerek tekil ve ye­nilikçi bir model sunan ilk ülke ol­muştur. Bu modelin temelleri, İs­tanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı’nın liderliğinde 2019 yılında atılmış olup, ISTAC Med-Arb Kuralları, dünya genelinde ilk kez kurumsal olarak düzenlenmiş ve Doç. Dr. Berk Demirkol katkı ve çalışma­larıyla uygulamaya konulmuştur.

Doç. Demirkol ile birlikte “Tür­kiye’de Med-Arb: Yapısı, Mev­zuatı ve Uygulaması” adlı kar­şılaştırmalı eseri kaleme almış bulunmaktayız. On İki Levha Ya­yıncılık’tan çıkan kitap salt hu­kukçular değil, şirketler, odalar, iş insanları ve yabancı yatırımcılar için de önemli bir kaynak niteli­ğindedir. İş dünyası örgütlerine, üniversitelere, barolara ve kamu kurumlarına eserimizi ulaştırmış bulunmaktayız. TÜSİAD, TOBB, MÜSİAD gibi paydaşlara da biz­zat ilettiğimiz bu modelin, Tür­kiye’de adalete erişimi hızlandı­racağına, yargının etkinliğini ar­tıracağına ve doğrudan yabancı yatırım için öngörülebilirlik sağ­layacağına inanmaktayız. Bu ve­sileyle bir kez daha, Türkiye’nin hukuk vizyonuna katkı sunan Prof. Dr. Ziya Akıncı hocamız ve ISTAC kurumuna teşekkür et­mek gerekir.

Londra (LCIA), Paris (ICC), Singapur (SIAC) ve New York (AAA/ICDR) gibi merkezler, uluslararası tahkimin klasik tem­silcileridir. Ancak bu merkezle­rin hiçbirinde Med-Arb benzeri entegre bir model, İSTAC kadar kurumsal bir çerçeveye oturtul­muş değildir.

Singapur Arabuluculuk Kon­vansiyonu sulh anlaşmalarının icrasını kolaylaştırmıştır; fakat Med-Arb sistematiği kurallı ola­rak dizayn edilmemiştir. Kanada ADRIC ve Yeni Zelanda NZDRC gibi kurumlar hâlâ Med-Arb sis­temini deneme aşamasındayken, İSTAC bu modeli çoktan uygula­maya geçirmiş, hem ulusal hem uluslararası uyuşmazlıklarda fii­len uygulanabilir hale getirmiştir.

Bu çerçevede Türkiye, yalnızca bir tahkim ülkesi değil; dünyaya kural ihraç eden, model öneren, küresel hukuk literatürüne katkı sunan bir merkez haline gelmiştir.

İş dünyası ve hukukçulara açık çağrı

Med-Arb, ticari hayatta zaman, gizlilik ve uzmanlık bakımından ciddi avantajlar sağlamaktadır. Öncelikle süreç ortalama 6 ayda bağlayıcı bir karara ulaşır. Hem arabuluculuk hem tahkim giz­li yürütülür, böylece ticari sırlar korunur. Hakemler, sektörel uz­manlık sahibi kişiler arasından seçildiği için teknik dosyalar ni­telikli değerlendirilir. Uzlaşma olmazsa süreç tahkime otomatik geçer; zaman kaybı ve maliyet ar­tışı yaşanmaz.

Uluslararası yatırımcılar açı­sından ise Med-Arb, öngörüle­bilirlik ve etkinlik sunan, yerli bir çözüm platformudur. Türki­ye’nin ekonomik büyüme strate­jisine katkı sağlayacak en önemli hukuk reformlarından biridir.

Her ticari sözleşme bir ortaklık kadar, bir ihtilafın da potansiyeli­dir. Bu nedenle şirketlerin ve hu­kukçuların sözleşmelere ISTAC Med-Arb klozunu eklemesi ar­tık bir tercih değil, bir gereklilik­tir. Bu kloz yalnızca ihtilaf sonra­sı çözüm garantisi değil; aynı za­manda stratejik bir risk yönetimi aracı, öngörülebilirlik sağlayan bir sigortadır.

İş dünyası artık tahkim ve ara­buluculuk süreçlerine yabancı değil. Bu bilinç Med-Arb ile ye­ni bir seviyeye çıkmalı. Hukuk­çuların müvekkillerine bu fırsatı aktarması, adalet sistemine kat­kının da ötesinde, iş güvenliğine hizmet edecektir.

Med-Arb, sadece bir yöntem de­ğil; yeni bir hukuk kültürünün adı, Türkiye’nin küresel hukuk sahne­sindeki yeni rolüdür. Bu model­le Türkiye, adaleti hızlandırıyor, yargının etkinliğini artırıyor, ya­tırımcının güvenini kazanıyor ve dünyaya kendi hukuk ürününü sunuyor. Yolun sonunda hedefi­miz nettir: Uzlaşamayanlar için bile, 6 ayda kesin karar. Türkiye bu vaadi gerçekleştirecek bilgiye, ku­ruma ve iradeye sahiptir.