Procedural Matters
Jun 15, 2026

Yapay Zekâ ve Tahkim

Dr. Ural Aküzüm

Dr. Ural Aküzüm

Contributor

5 MINUTEView Profile

Hakem yapay zekâyı belge düzenlemek, kronoloji çıkarmak, taraf pozisyonlarını özetlemek veya yazım dili üzerinde teknik destek almak için kullanabilir. Ancak kararın gerekçesi, hakemin zihinsel emeğinin ürünü olmalıdır. Aksi halde tahkim, hız kazanırken meşruiyet kaybedebilir.

Ticari tahkim, mahkemele­re göre daha hızlı, uzman­laşmış ve esnek bir uyuş­mazlık çözüm yolu olarak geliş­ti. Bugün bu üç özellik yapay zekâ tartışmasıyla yeniden sınanıyor. Belge incelemesi, delil tasnifi, özetleme, çeviri, içtihat tarama­sı ve karar taslağı hazırlama gibi alanlarda yapay zekâ artık fiilen kullanılan bir yardımcı sistemdir. Ancak tahkimde mesele yalnızca verimlilik değildir. Asıl soru, ha­kemin hukuki muhakemesine ve vicdana dayanan karar verme yet­kisi ile algoritmik desteğin nerede ayrışacağıdır. Son iki sene bu ne­denle yapay zekânın usul hukuku, etik, gizlilik ve hakem sorumlulu­ğu bakımından kurumsal sınava dönüştüğü dönemdir.

Yapay zekânın verimlilik vaadi

Yapay zekânın ilk güçlü etkisi belge yoğun dosyalarda görülü­yor. İnşaat, enerji, altyapı, tekno­loji, sigorta ve birleşme-devral­ma uyuşmazlıklarında taraflar çoğu zaman yüzbinlerce sayfalık yazışma, teknik rapor, sözleşme eki, e-posta ve finansal tablo üret­mektedir. Geçmişte bu belgelerin tasnifi için büyük ekipler ve uzun süreler gerekiyordu. Bugün yapay zekâ destekli sistemler belgeleri gruplayabiliyor, kronoloji çıkara­biliyor, taraf beyanları ile deliller arasındaki uyumsuzlukları işa­retleyebiliyor ve hakem heyetinin odaklanması gereken başlıkları görünür hale getirebiliyor. Bunlar olumlu işler ve gelişmelerdir.

Öte yandan bu gelişmenin ku­rumsal karşılığı da ortaya çıktı. American Arbitration Associati­on-International Centre for Dis­pute Resolution’ın geçen sene dar kapsamlı, iki taraflı ve sadece bel­gelere dayalı inşaat uyuşmazlıkla­rı için “AI Arbitrator” aracını kul­lanıma açması, tahkim dünyasın­da sembolik bir eşik oldu. İnsan hakemin nihai sorumluluğu de­vam etse de tartışma artık “AI tah­kimde kullanılır mı?” sorusundan “hangi sınırlar içinde kullanılır?” sorusuna kaymıştır.

Yapayda ‘halüsinasyon’: Gizlilik ve usul güvende mi?

Yapay zekânın en ciddi riski, ürettiği metnin ikna edici görün­mesine rağmen maddi veya hu­kuki olarak yanlış olabilmesidir. “Hallucination” olarak anılan bu risk, özellikle içtihat, mevzuat ve sözleşme yorumu içeren metin­lerde kritik hale gelmektedir. Bir yapay zekâ aracı, mevcut olmayan bir kararı varmış gibi gösterebilir, sözleşme hükmünü bağlamından koparabilir veya taraf beyanları arasındaki önceliği hatalı kurabi­lir. Tahkim kararlarının çoğu za­man gizli olması, bu riski daha da büyütmektedir.

Gizlilik riski de aynı ölçüde önemlidir. Ticari sırlar, know-how, fiyatlama modelleri, teknik çizimler, finansal projeksiyonlar ve devletle yapılan yatırım sözleş­meleri tahkim dosyalarının doğal parçasıdır. Bu verilerin kontrol­süz biçimde dış yapay zekâ sis­temlerine yüklenmesi, tarafların gizlilik yükümlülüklerini, kişisel verilerin korunmasını ve ticari sır rejimini ilgilendirir. Bu nedenle ‘procedural order’lara hangi araç­ların kullanılabileceğini, han­gi verilerin yüklenemeyeceğini, çıktının nasıl doğrulanacağını ve hangi durumlarda ifşa yapılacağı­nı belirleyen hükümler konulma­sı beklenmektedir.

Hakemin yetkisi devredilirse tahkim sakatlanır!

Tahkimin meşruiyeti, hake­min taraflarca seçilmiş veya ka­bul edilmiş kişi olmasına daya­nır. Taraflar uyuşmazlığı bir ya­zılıma değil, belirli uzmanlığı, tecrübesi ve bağımsızlığı olan hakeme emanet eder. Bu neden­le yapay zekâ tarafından üreti­len bir karar taslağının hakem tarafından denetlenmeden kul­lanılması, kararın iptali veya tenfizinin reddi tartışmasına yol açabilecek bir usul sorunu­dur.

LaPaglia v. Valve dosyasın­da gündeme gelen iddialar, bu sı­nırın hassasiyetini gösterdi. Da­vacı LaPaglia, hakemin bu kararı bağımsız bir şekilde vermek ye­rine ChatGPT gibi bir yapay zekâ aracına yazdırdığını iddia etti. LaPaglia, yapay zekâ kullanımı­nın hakemin bağımsız karar ver­me yetkisinin usulsüz bir şekilde yapay zekâya devredilmesi (de­legation) anlamına geldiğini öne sürerek ABD Federal Tahkim Ya­sası (FAA) kapsamında kararın iptalini talep etti.

Yerleşik bir ip­tal pratiği henüz bulunmasa da mesele artık varsayımsal değil fi­ili pratik anlamda artık kamuo­yunun önünde tartışılmaktadır. Sınırlar net ve belli; hakem yapay zekâyı belge düzenlemek, krono­loji çıkarmak, taraf pozisyonları­nı özetlemek veya yazım dili üze­rinde teknik destek almak için kullanabilir. Ancak uyuşmazlı­ğın esasına ilişkin değerlendir­meyi, delillerin ağırlığını, tanık beyanlarının güvenilirliğini, söz­leşmenin yorumunu ve tazminat hesabının kabul edilebilirliğini bizzat kendisi yapmak zorunda­dır. Kararın gerekçesi, hakemin zihinsel emeğinin ürünü olmalı­dır. Aksi halde tahkim, hız kaza­nırken meşruiyet kaybedebilir.

Kurumların tahkimde etik arayışı

SVAMC( Silicon Valley Arbit­ration and Mediation Center) , CIArb (Chartered Institute of Arbitrators) , VIAC (Vienna In­ternational Arbitral Centre) ve benzeri kurumların yayımladığı yapay zekâ kılavuzları, bağlayı­cı kurallar bütünü olmaktan çok “soft law” niteliğinde etik ve usu­li çerçevelerdir. Buna rağmen önemleri büyüktür. Bu kılavuzla­rın ortak ekseni insan denetimi, gizlilik, veri güvenliği, doğrula­ma, taraflara eşit muamele ve ge­rektiğinde ifşa yükümlülüğüdür.

İfşa meselesi önümüzdeki dö­nemin tartışmalı başlıklarından biri olacaktır. Her yapay zekâ kul­lanımı açıklanmalı mıdır, yoksa sadece kararın sonucunu, delil değerlendirmesini veya tarafla­rın usuli pozisyonunu etkileyen kullanımlar mı bildirilmelidir? Makul çizgi, basit yazım ve dil dü­zeltme araçları ile uyuşmazlığın esasına etki eden analiz araçla­rı arasında kurulmalıdır. Yapay zekâ destekli belge incelemesi delil seçimini veya uzman rapo­runun ana omurgasını belirliyor­sa, usuli dürüstlük gereği bunun açıklanması gerekebilir.

Türkiye için fırsat

Türkiye, tahkimde yapay zekâ tartışmasını sadece risk başlığı altında değil, stratejik fırsat ola­rak da okumalıdır. İstanbul’un coğrafi konumu, Avrupa, Or­ta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afri­ka ve Kafkasya hattındaki tica­ri uyuşmazlıklar için doğal bir merkez olma potansiyelini güç­lendirmektedir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü hu­kuk geleneği, Mecelle’den mo­dern borçlar hukukuna, kapitü­lasyon sonrası ticaret mahkeme­lerinden bugünkü uluslararası tahkim pratiğine kadar geniş bir kurumsal hafıza üretmiştir. Bu hafızanın teknolojiyle birleşme­si, İstanbul’u yalnızca tahkim ye­ri değil, teknoloji destekli uyuş­mazlık çözüm merkezi haline ge­tirebilir.

Bunun için ISTAC ve diğer Türkiye merkezli kurumların ya­pay zekâ kullanımına ilişkin ör­nek ‘procedural order’ hükümle­ri, hakemler için etik rehberler ve taraf vekilleri için veri güvenliği protokolleri hazırlaması isabet­li olacaktır. Yapay zekâ tahkimde insanın yerine geçmemeli; hake­min, avukatın ve kurumun daha iyi çalışmasını sağlayan denetle­nebilir bir araç olmalıdır.